Köprü Altında Yatan Çocuklar

26 Ekim 2014   |   by   |   in category Görü-Yorum   |   with 0 and 5   |  
Home > Blog > Blog > Görü-Yorum > Köprü Altında Yatan Çocuklar
Sergio Larrain. CHILE. Santiago. Vagabond children. 1957. Children living around the Mapocho river and sleeping under bridges.

Sergio Larrain. ŞİLİ. Santiago. Sokak Çocukları. 1957. Mapacho ırmağı civarında yaşayan ve köprü altlarında yatan çocuklar.

Bir karanlık görüyorum, her yeri kaplayan. Kapalı kapılar görüyorum, ardında çıkış bırakmayan. Üç tane çocuk görüyorum, hayatları zor olan. Ve soruyorum kendime ”Gördüklerim gerçek mi?” diye. Anlıyorum ki benim gördüklerim sadece hayatın yüzeyi, Sergio Larrain’nin dünyasının yüzeyi.

O, “elindeki diktörtgeni”; Agnés SIRE’nin tabiriyle çocuklara yönelttiğinde karanlık, umutsuzluk, hayal kırıklığı…bunlar söz konusu bile olamaz. 1957 yılında Sergio sokaklarda mücadele eden çocukları mercek altına alıyor. SIRE, Larrain hakkında bir yazısında ondan şöyle bahsediyor: “Sergio Larrain sokak çocuklarından yana, yargılamıyor, çoğunlukla aşağıdan çekiyor fotoğraflarını tepeden değil. Bu sezgisel neredeyse bedensel bir ilişki, öyle ki bütün o yoksulluğa karşın özgürlükleri içimizde bir imrenme doğuruyor.” İşte bu yüzden ilk bakışta gördüğüm o her yeri kaplayan karanlık sadece görünürde. İşte bu yüzden ilk bakışta gördüğüm, ardında çıkış bırakmayan o kapalı kapılar sadece görünürde.

O çocuklar her şeye rağmen özgürler. Dikkatli baktığımda bunu görmemek mümkün değil. Kapalı kapı açık kapı demek aslında. Kapanması için önceden açık olmuş olması gerekiyor; sadece açık kapı kapanabilir. Zaten bir kez açılan kapı tekrar niye açılmasın ki? Umut vaat ediyor kapalı kapı. Asıl tahdit eden, tedirgin eden, ürküten açık kapıdır. Ya kapanırsa?

Yok! Yok! Korkuya yer yok bu fotoğrafta. Fotoğrafı çeken hayata böyle bir fırsat bırakmamış, sadece kendi fotoğrafında bile olsa. Köprü altında yatan çocukların hayatını riske etmemiş. Onları, koruması altına almış ışığıyla.

Tesadüf değil çocuklar bu fotoğrafta. Çocuk demek umut demek, gelecek demek; saf, temiz demek. Kıyafetler kirli olsa da içindekiler temiz. Üşümüş olsalar da kalpleri sımsıcak. Hayattan bir beklentileri var. Bekledikleri başka bir yerde değil de merdivende oturmalarından belli olmuyor mu? Bir şeyi beklerken kolay kalkabileceğimiz bir yerde otururuz, her an kalkmaya hazır. Hayattan hayat bekliyorlar aslında, yaşamın eşiğinde. Gün onlara da doğduğunda arkalarını dönüp, çıkacaklar o merdivenleri , yürüyecekler ters istikamette, hiç yürümedikleri yönde. O kapılar açılacak elbette. Onlar umutsuzluğa kapılmamış. Umursamazca oturuyor, oyun oynuyorlar zaten.

Çocuk işte, inanıyor hayata. Bir çocuk ne kadar yalnız, ne kadar mutsuz olabilir ki? Arkasındaki kapılar kapalı olsa bile… Üzerine karanlık çökmüş olsa bile… Onlar çocuk kalıp, aydınlığı beklemeye devam ederler merdivenlerde. Çünkü hayal kurmaktan vazgeçmez çocuklar. Çünkü Sergio o aydınlığı onlara vaat etmiş zaten, fotoğrafı çektiği açıyla. Kapının bir kısmı ışıklandırılmış; iki çocuğun yüzü de karanlıkta bırakılmamış. Burada da yalnız bırakmamış çocukları. Yargılamıyor onları. Köprü altındalar, ama suçlu değiller.

1957 yılında çekilen bir fotoğraf… Ne kadar da yeni çekilmiş gibi! Ne kadar da taze! Ne kadar da güncel! Ne kadar da bizden! Ne kadar da tanıdık! Değil mi?

Görmüş gibiyiz onları.

Add comment

Düğün Fotoğrafçısı Ankara | GUJJAR PHOTO ® 2013 - 2018 | Site Haritası | Facebook | Twitter | Instagram

Önceki yazıyı okuyun:
Doğal Ten Rengi
Ceren

Kapat